karikatür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
karikatür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Aralık 2020 Cumartesi

Aslı Alpar ile "Emine Hanım'ın Romanı"

                                                          


Sizi tanıyabilir miyiz?

1987 doğumluyum. Sınıfsız, sınırsız, sömürüsüz bir dünya için karikatür çiziyorum.

“Emine Hanım’ın Romanı” anneannenizin hayatı. Emine Hanım’ın hayatını çizgi roman olarak anlatma fikri nasıl ortaya çıktı? Nasıl bir süreç geçirdiniz karar verdikten sonra?

Anneannemin hayatını anlatma fikri uzun süredir aklımdaydı ancak pandemi döneminde ev taşıdığımız sırada aile albümüyle yeniden yollarımızın kesişmesiyle anlatma cesareti buldum kendimde.

Fotoğraflara baktım, mutsuzluğunu, çevresini saran kalabalığa rağmen yalnızlığı, aklının başka yerde oluşunu gördüm. Bana anlattıkları ile örtüşen fotoğrafları dizdikçe ortaya Emine Hanım’ın Romanı çıktı.

Emine Hanım’ın Romanı”nda toplumsal cinsiyet eşitsizliğini görüyoruz.   Türkiye’de- Dünya’da  toplumsal cinsiyet eşitsizliği üzerine neler söylersiniz?  Bu konuda neler yapılabilir?

Zor bir soru. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğini diğer eşitsizlik biçimlerinden farklı düşünemiyorum. Haklar hiyerarşini kabul etmeyen biriyim. Gelir adaletsizliği, ücretli emek sömürüsü, türler arası eşitsizlik, cinsiyet kimliği ve cinsel yönelimi hedef alan nefret… Biri bitmeden diğeri de bitmeyecek.

Eşitsizliğe her alanda bir arada mücadele vermek gerektiğini düşünüyorum. Sorunuz kadar zor bir yanıt…

                                               





Biyografik çizgi roman ülkemizde yaygın olmayan bir teknik. Metinler, çizimler ve fotoğraflardan oluşan  “ Emine Hanım’ın Romanı” için neler söylersiniz?

Yalnızca biyografik değil her ne kadar popüler bir türe dönüşüyor gibi görülse de çizgi romana yönelik önyargıların olduğu bir okur kitlesi olduğunu düşünüyorum Türkiye’de. Üstelik kadınların hikayeleri birçok alanda olduğu gibi çizgi romanda da oldukça az.

“Emine Hanım’ın Romanı” bir tanıklıktan, suç ortağı olmamaktan, “özel olan politiktir”den çıkan bir kitap. Emine Hanım’ın ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin değersizleştirdiği tüm hayatlar adına anlatılan bir hikaye.

Karikatür ve çizim hayatınıza nasıl girdi?      

Kendimi bildim bileli iyi bir karikatür okuruydum ama çizmeye 2006’da Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Maliye Bölümü’nde okurken başladım. Okulumuzun karikatür kulübü vardı ve usta çizer Mete Arif Tokmak’ın yürüttüğü atölyeler oluyordu. Bir defa katıldım devamı geldi.

Nelerden etkileniyorsunuz çizimlerinizi yaparken?

Her şeyden. Karikatür çelişkilere dair bir sanat, çelişkinin olduğu her alandan beslenmek mümkün.

Türkiye’de karikatürist olmak, kadın karikatürist olmak üzerine neler söylersiniz?

Düşünce ve ifade (sanatsal ifade de dahil) özgürlüğünün ayaklar altına alındığı günümüz Türkiyesi’nde karikatürist olmak çok zor. Çizerler sansür ve otosansürle baş ederken bir yandan da gelir elde etmeye çalışıyorlar. Başımızda Demoklas’in kılıcı… Kılıca bağlanan sicim koptu mu kopuyor mu kopacak mı diyerek üretmeye devam etmek kolay değil.

Diğer yandan içinde bulunulan bu hal karikatür camiasının mevcut halini eleştirmeye engel olmamalı. Özellikle 90’lı yıllarla birlikte cinsiyetçi komiğin izlerini de erkeklerin domine ettiği bir alan olarak camiayı da eleştirmek zorundayız, bu da karikatürün konusu. Karikatürün, mizahın egemene karşı duruşu mesele toplumsal cinsiyet eşitliği olduğunda komiğini muktedirden yana çeviren bir garabete dönüşüyor…

Nefret söylemi üretmeyen her iş elbette ifade özgürlüğünün koruması altında ancak eleştirmek de bizim hakkımız.

Kadın çizer olmanın değişik bir yanı yok sorun cinsiyetçi komikte. Çağdaşım olan çok sıkı çizerler var, hep birlikte çalışmaya, bununla da mücadeleye devam…